Alex`in yokluğunda üretkenlik açısından sıkıcı geçeceğini düşündüğüm Manisaspor - Fenerbahçe maçı, beklentilerimin aksine çok zevkli geçti. Bazı maçlarda kaleye şut atmakta zorlanan Fenerbahçe, Manisaspor kalesine 30 şut gönderdi.
Bienvenu gibi top tutamayan, güçsüz bir forveti olmasına rağmen Fenerbahçe sadece ilk yarıda rakip kaleye 17 şut göndererek, kaleci İlker`i fazlasıyla rahatsız etti. Emre, Stoch, Caner gibi futbolcuların güzel oynaması dışında, Manisaspor`un forvet 3`lüsün rakip kovalamamasından ötürü Fenerbahçe çok rahat şekilde ileriye top taşıdı ve oyunu rakip kaleye sıkıştırdı.
Alex yerine Stoch`un forvet arkasında oynamasının genel anlamda takıma pozitif yansıdığını söyleyebilirim. Stoch koşarak oynayan bir futbolcu olduğu için Yiğit İncedemir`in markajına girmedi. Sık sık kanatlardan aldığı topla içeri giren Caner de rakip takımın savunma kurgusunu dağıtmakta faydalı oldu. Manisaspor`un en az 3 futbolcusunun hiç ortasahaya yardım etmemesine rağmen, Alex`li Fenerbahçe bu kadar rahat orta saha hakimiyetini eline alamazdı.
Alex`in yani profesörün olmamasının bir kötü yanı da vardı. Fenerbahçeli futbolcular rakip kalede baskıyı çok kurdular ama Mehmet Topuz`un bir pozisyonu dışında kaleci ile karşı karşıya pozisyon yok diyebilirim. Genel anlamda Caner ve Stoch`un çabalarıyla bazen Caner bazen de Bienvenu çaprazdan pozisyon bulabildi. Bunun nedeni; ince gören, zeki bir pas atıcısının yani Alex`in olmamasıydı.
Fenerbahçe, Alex`in attığı harika pasların olmamasına rağmen takım halinde ileri yığılması sonucunda çok sayıda pozisyona girerek maçı kazanmayı haketti. Manisaspor ise Kahe`yi topla buluşturarak, Kahe`nin yaptığı servislerle pozisyona girmeye çalıştı.
Kahe`nin oyundan çıkana kadar görevini iyi yaptığını söyleyebilirim ancak pasları alan Isaac Promise`nin kötü performansı nedeniyle Fenerbahçe kalesi asgari sayıda tehlike yaşadı.
Fenerbahçe ofansif anlamda oyunu iyi kontrol etti. İleriye doğru yapılan paslaşmalar sonucunda sıkça şut atma imkanı buldu. Ancak defansif soruna henüz çözüm bulamamışlar. Gaziantepspor maçı kadar olmasada basit kontralar yedi. Caner`in son anda kurtardığı bir pozisyon var, bu pozisyon maçın kırılma anıydı. Sezonun kendi adına en iyi performansını gösteren Fenerbahçe belki o pozisyon golle sonuçlansa kaybedecekti.
Maç 1-1`den sonra bir ara iyice enteresanlaştı. İki takımda orta sahadan vazgeçip tamamen savunma ve forvet olarak oynamaya kalktı. Bu dakikalar taraftarların yerlerinden kalkarak maçı izlemesine neden oldu. Fenerbahçe yeniden kendine geldi ve maça tekrar hakim oldu ve daha sağlıklı ataklara girdi.
Manisaspor - Fenerbahçe maçını kısaca özetlemek gerekirse; Fenerbahçe`nin çok farklı kazanabileceği, çok iyi oynadığı bir maç oldu. Ancak Manisaspor bulduğu az sayıdaki hızlı hücumları değerlendirebilse, Fenerbahçe iyi oynadığı maçı kaybedebilirdi. Kısacası Manisa`da, izleyenleri sıkça heyecanlandıran ofansif anlamda güzel bir futbol izledik.
Karşılaşmanın hakemi olan Kuddusi Müftüoğlu`nun performansına ise şaşırdım. Neredeyse hiç düdük çalmadan maçı bitirecekti. Mümkün olduğunca ikili mücadeleler sırasında yaşananlara devam kararı vermeye çalıştı. Yardımcısına veya kendine yapılan itirazlara ise kart göstermedi. Gökhan Gönül ve Stoch`un yerde kaldığı pozisyonlarda son derece kesin davrandı ve devam kararı verdi. Ceza sahası içinde Manisasporlu futbolcunun eline çarpan topta yine tereddütsüz devam dedi.
Kuddusi Müftüoğlu, tartışılacak pozisyonlar olmasına rağmen sürekli maçı oynatmaktan yana oldu. Baroni`ye kırmızı kart verilebilecek pozisyonda ise maçta verdiği diğer kararlara benzer kararla sarı ile geçiştirdi. Uzatma anlarında yaşanan duraksamalarda saatini durdurarak, kuralı uyguladı. Bu doğru davranışının sonucunda ise şans golü geldi.
Son olarak; Recep Niyaz`ı oynatan Aykut Kocaman`ı kutlarım. 17 yaşında gencecik futbolcuya korkmadan maçın en önemli anlarında şans verdi. İnşallah Aykut Kocaman gençlere daha sık şans verir.
Twitter: @volkankose33