Şike soruşturması kapsamında cezaevinde yatıp çıkan Beşiktaş Genel Direktörü Tayfur Havuççu, 5 ay süren tutukluluk günlerini anlattı.
İşte Tayfur Havutçu ve Metris’te yaşadıkları...
* En baştan başlayalım, ilk ifadeye çağırıldığınızda tutuklanma fikri hiç aklınızdan geçti mi?
Şike operasyonu başlamıştı. İlk gün basında Serdal Abi (Adalı) ile ilgili haberler çıktı ama öyle kaldı. Başka hiçbir şey olmadı. Biz de Avusturya’ya kampa gitmiştik, gelişmeleri basından takip ediyorduk. Herhangi bir bilgi veya tebligat gelmemişti. Ancak 12 Temmuz günü yurtdışındayken haber geldi. Serdal Adalı, Ahmet Ateş ve ben ifadeye çağırılıyorduk. Özel uçakla ülkemize döndük. Kendimizden oldukça emin olarak gittik, ifade verip çıkacağız diye düşünüyorduk. Tutuklanacağımız hiç aklıma gelmedi. Gerçeği söylemek gerekirse adliyede de hiç aklıma gelmedi. Hep umut taşıyorduk. Şöyle ki; ifadeler sırasında bize çok da bir şey sorulmadı. Önce Emniyet’ten çıkarız dedik, savcılığa sevk edilince “savcılıkta ifade veririz çıkarız” dedik, yine olmadı. “Mahkemede serbest kalırız” dedik ama o da olmadı, kâbus gibi bir geceydi.
Cezaevinde insan çöküntü yaşıyor, ama ben ailemin karşısına hep güçlü çıktım
* Sonra Metris süreci başladı. Ruh haliniz nasıldı?
Tabii ki kötü, cezaevi çok zorlu bir süreç. Ama ister istemez bulunduğunuz ortama uyum sağlamak zorundasınız. Sağlayamazsanız bir anda çöküntüye girebilirsiniz. Aileniz, çocuklarınız geliyor, onların karşısına güçlü çıkmak istiyorsunuz. Beni kötü görmelerini istemedim ve kendimi güçlü tutmaya çalıştım. Bir de önemli bir avantajımız vardı. Hep bildiğimiz, tanıdığımız insanlarla beraberdik.
* Koğuşunuzda kimler vardı?
Koğuşta 11 kişiydik. Yabancı kimse yoktu. Mecnun Başkan (Odyakmaz), Bülent Uygun, Ümit Karan, Sivasspor Kalecisi Korcan Çelikay, Serdal Adalı, Ahmet Ateş vardı bizim koğuşta.
* Nasıl vakit geçiriyordunuz?
Kitap- dergi okuyorduk, spor yapıyorduk. Maçları izliyorduk.
* Felsefi kitaplar mı?
Yok, öyle kitaplar okumadım. Daha çok sürükleyici cinsten romanlar okudum. Zaman daha çabuk geçiyordu.
Metris personeliyle voleybol bile oynadık
* Spor yapabiliyor muydunuz?
Maçlar yapıyorduk. Havalar sıcakken ufak bir halı saha vardı, orada top oynuyorduk. Soğuk günlerde de kapalı spor salonumuz vardı, kimimiz voleybol oynuyordu kimimiz de yürüyüş yapıyordu.
* Futbolcular, teknik direktörler... Metris iddialı maçlara sahne olmuştur...
Evet, iddialı maçlar yaptık. Ama öyle iddialı dediysem, aramızda tatsızlık hiç yaşanmadı. Bir iki kere de Metris personeliyle voleybol maçı yaptık.
* Maçları izlediğinizi biliyoruz. Peki diziler?
O dönemde Kuzey-Güney başlamıştı, onu izliyorduk. Yine Muhteşem Yüzyıl’ı takip ediyorduk. Maçlardan arta kalan vakitlerde bu dizilere bakıyorduk. Ligdeki play-off maç temposu bize yaradı, bol maç vardı, o sayede vakit daha çabuk geçiyordu. Hafta içi-hafta sonu her gün maç oluyordu, bir de Avrupa maçlarını izleyerek vakit geçirdik.
* Peki görüş günlerinizden bahsedelim. Kızlarınızla ne sıklıkla görüşebildiniz?
Açık görüşler ayda bir kez oluyordu. Büyük kızım 10 yaşında daha çok açık görüşlere geliyordu, açık görüşlerde hep birliktesiniz. Kapalı görüş ise; cam arkasından telefonla yapıldığı için ortaya çıkan soğuk ortamdan pek hoşlanmadılar. Küçük kızım daha ufak olduğu için annesi 3-4 kez açık görüşe getirdi. Tabii ki onları görmek bana büyük güç veriyordu.
* Ya eşiniz?
Eşim bana büyük destek oldu, gözüm hiç arkada kalmadı. Zaten kendi psikolojim kötü, bir de evi düşünmek zorunda kalmadım. Allah eşimden razı olsun.
Serdal Abi ve Cemil Abi iyi yemek yapıyordu
* Çok formda görüyorum sizi, birçok insanın aksine hiç kilo kaybetmemişsiniz...
Evet, ben ne kilo aldım ne de verdim. Spor yaptım, ben normalde de beslenmeme çok dikkat ederim. Orada da bu düzen devam etti.
* Nasıl yani? Yemek düzeniniz nasıldı?
Yemekle çok sorunum olmadı. Haftalık kantinden alış-veriş yapabiliyorduk. Zaten kahvaltı, öğlen ve akşam yemeği geliyordu. Genellikle öğlen yemek almıyorduk, kantinden aldığımız aperatif şeylerle geçiştiriyorduk. Serdal Abi (Adalı) iyi yemek yapıyor, bazen bize bir şeyler yapıyordu. Diğer koğuşta Cemil Abi (Turan) iyi yemek yapıyormuş. Bu şekilde geçiriyorduk.
* Hep kötü hatıralar mı var?
Tabi moraller çok bozuktu ama maçlarda şamata oluyordu. Özellikle derbilerde, Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinde birbirimizi kızdırıyorduk. Birbirimize takılarak eğleniyorduk.
Aziz Başkan neşeliydi herkesin moral kaynağıydı
* Aziz Yıldırım’ı görüyor muydunuz?
Spor saatleri vardı. Aziz Başkan spor saatlerine haftada bir kez geliyordu. Revirde yukarıda olduğu için hepsine gelmiyordu. Bazen de ziyaretçi ve avukat görüşlerinde yan yana denk geldiğimiz zamanlar oluyordu.
* Nasıldı?
Aziz Başkan neşeliydi, herkese moral veriyordu. Herkesin büyük güç kaynağıydı, hepimize destek oluyordu.
* 154 gün sonra tahliye haberini nasıl aldınız?
Henüz yasa değişikliği Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanmadığı için aslında biz o gün tahliye haberi beklemiyorduk. Yine spora çıkmıştık, yanılmıyorsam saat 4’ü çeyrek geçiyordu, Serdal Abi (Adalı) koğuşta kalmıştı. Birden spor salonuna koşarak geldi, bize tahliye haberini verdi. Heyecandan televizyonda kendi ismini görememiş, beni ve birkaç ismi daha görmüş, bize gelip “tahliye oldunuz” dedi. Sonra içeriye gittik, Serdal Abi’nin ismini de gördük.
* Arkada kalanlarla buruk bir vedalaşma oldu mu?
Evet, bu bambaşka bir duygu. Anlatılması çok güç. Hem çok seviniyorsun hem de kalanlar için hüzünleniyorsun. Orada 5 ayı beraber geçiriyorsun, her şeyi paylaşıyorsun. Metris’ten çıkarken bir tarafımız buruk ayrıldık. Temennimiz bir an önce diğer arkadaşlarımızın da tahliye olması.
Allah’ın izniyle aklanarak çıkacağım bu süreçten
* Beşiktaş taraftarı tahliyelerinizi şölene dönüştürdü...
Evet, muhteşem bir geceydi. Zaten bu süreçte hem camiamız hem de taraftarlarımızdan inanılmaz destek gördüm. Herkese bir kez daha teşekkür etmek isterim. Bize büyük güç verdiler. Biz maçlara gidemedik ama taraftarımız bize geldi.
* Metris süreci sonrası Genel Direktörlüğe getirildiniz. Neden?
Bu süreçte hem Başkanımız hem yönetimimiz desteklerini esirgemediler. Tahliye olduğum anda göreve başlayabileceğimi sıklıkla bildirdiler. Ama bu süreç çok uzadı, biz daha erken tahliye olabiliriz diye bekliyorduk. Şu andaki teknik direktörümüz Sayın Carlos Carvalhal ile daha önce anlamıştık, oyuncu izleme departmanı kuruyorduk. Kendisi bu departmanın başında olup, bana her türlü yardımcı olacaktı, ama süreç böyle gelişince, Carlos teknik direktörlük görevine geldi. Şu anda her şey iyi gidiyor. Ben her zaman bu camianın bir parçasıyım. Hiçbir zaman illa ki teknik direktör olacağım diye ısrarım olmadı. Hedefim Beşiktaş’ı teknik ekiple beraber iyi yerlere taşımak. Alt yapıyla daha çok ilgilenme fırsatım olacak. Alt yapıdan yıldız oyuncular çıkartmak istiyoruz.
* Serdal Adalı’nın istifası için ne diyeceksiniz? Kırgınlık olabilir mi?
Serdal Abi ile süreçten sonra yüz yüze pek görüşemedik, fazla fırsatımız olmadı. Kendi kararı, saygı duymak gerekir. Serdal Abi yönetimden istifa etti, kendisinin de söylediği gibi her zaman Beşiktaş camiasının içinde olacaktır.
* Sürecin sonunda aklanacağınızı düşünüyor musunuz?
Tabii ki. Allah’ın izniyle aklanarak çıkacağım bu süreçten.
Almanya, İtalya’da da bunlar yaşandı, o kadar gündemde kalmadı
* Sizce Türk futbolunda şike var mı?
Yargıya intikal etmiş bir konu hakkında bir şey söylemek yanlış olur. Türk yargısı en doğru kararı verecektir. Ancak Türk futbolu için çok zor bir süreç. 5 aydır her gün hem yazılı hem görsel basında bu konu işlendi. Daha önce İtalya’da benzeri bir süreç oldu, yine Almanya’da oldu ama onlar bu kadar gündemde kalmadı. Kendi içlerinde çabuk hallettiler.
* Yargılanan isimler çok büyük, ondan olabilir mi?
İsimler tabii ki çok büyük. Aziz Yıldırım, Serdal Adalı, Mecnun Odyakmaz, Şekip Mosturoğlu... Tabii ki bu isimler Türk futbolunda çok önemli isimler. Ama ülke menfaatlerini ve Türk futbolunu düşünerek herkesin biraz daha duyarlı davranması gerekirdi.
* Bu süreçte Futbol Federasyonu’nun tutumunu nasıl buldunuz?
Herkes için çok zorlu bir süreç. Türkiye Futbol Federasyonu’nda yeni bir yönetim, yeni bir başkan var. Bir anda akla bile gelmeyecek bir olayla karşılaştılar. Onlar da çok zor günler geçirdi hâlâ geçiriyor. Üstelik Sayın Mehmet Ali Aydınlar’ın Fenerbahçeli olduğunu herkes biliyor. Çok zor bir durumda... Allah onların da yardımcısı olsun.
* Alınan ya da alınmayan kararlar?
Dediğim gibi çok zor bir süreç. Olay yargıya intikal etmiş. Sportif cezalar verilecek. Ne taraftan bakarsanız bakın, kimseyi memnun etme şansınız yok. Zorlu bir süreç, o yüzden yorum yapmak çok zor.
İnönü’ye dönmek muhteşem bir duygu
* Günler sonra İnönü’ye dönmek nasıl?
Muhteşem. Atmosferi çok özlemişim. Çok güzel ortam vardı, taraftarımıza tekrar teşekkür ederim.
* Metris süreci araya girmemiş olsaydı, Beşiktaş takımında ne gibi bir fark olurdu?
Beşiktaş iyi gidiyor, Avrupa Kupaları’na devam ediyoruz, ligde de iyi gidiyoruz. Zaten sezon başı Yönetim Kurulu ile görüştüğümüzde istediğimiz oyuncuların çoğu alınmıştı. Egemen olsun, Mustafa olsun, yurt dışından başka arkadaşlarımız da alındı. Alternatifli, her kulvarda başarılı olacak bir kadromuz var. Sezon sonu iyi şeyler olacağına inanıyorum. Metris süreci işin içine girmemiş olsa ne olurdu bilmem çok zor. Futbolun böyle kesin çizgileri yok. Belki iki-üç puan daha fazla belki de eksik olurdu. Ama gidişattan memnunuz.
* Bundan sonraki beklentiniz ne?
Öncelikle yargılanma sürecinden alnımın akıyla çıkmak ve daha sonra Beşiktaş’ta büyük başarılara koşmak istiyorum.